film*



sor
etiketle

Şimdi sustuğum; dilimde tıraşlanmış kelimelerden peyda olmuştur. Benim sustuğum sustuk olmalıdır ve bir jiletle yarılmamalıdır dilim.

Dilime lisan öğretmem onbeş ayımı almıştı ve düşünmek için oldukça uzun bir zamanım daha vardı. Bu süreyi en ahlaksız veletlerle tanışarak, onlarla küfürleşerek geçirdim. Anneleriyle dilimde yaşadığım anlardan bu veled-i zinaların menfi bir yorum çıkardıkları kesindi. Bir karşılık olarak dillerinde annemi konuşan cümleler birikiyor, bense cevabı kabulleniyordum gözümde zerre kadar pişmanlık birikmeden. Bir keresinde bir kız arkadaşımın -Bulgaristan muhaciri- sarışın, koyu ve iri gözlü annesine içimden öyle geçtiği için zevkle küfür etmiştim. Kadının altındaki fosforlu yeşil taytı ve üstündeki dökümlü ipek gömleği sütbeyaz teninde sanki göğü yürüyordu. Onsekiz yıldır göğü keyifle izlediğimde aklıma zıpkınlanır.

DUETTO

sen şimdi, söz gelimi bir hiç,
evrende kopan bir saç teli kadar
sayılamazsın bende

sözden geldim, kurulmuştum
balkonuna konuşmanın, tutunmuştum
tırabzanına sözün.
ve tümdengeldim kadınları tanımam pek
annem bilendim çoğunu onların,
bilendiğimden değil pasa kesmişim aslında
bir sözü geçiyorum şimdi, ardıma serpilen
ses yuvarlanıyor ardımda

yaramaz bir oğlandır sözler diyorum,
dayağa inat sarkıp pervazdan
kantocunun gelimini ve geçimini beklerler
sokaktan,
dudakta seyrelmiş sözlerin sustukları da var
adı duetto sus-pus olmaların

ve tümdengeldim kadınları tanımam pek
anneme bilendim, paklandım
ona aldandım.

BENİ ÖP SONRA DOĞUR BENİ

Şimdi
utançtır tanelenen
sarışın çocukların başaklarında.

Ovadan
gözü bağlı bir leylak kokusu ovadan
çeviriyor o küçücük güneşimizi.

Taşarak evlerden taraçalardan
gelip sesime yerleşiyor.

Sesimin esnek baldıranı
sesimin alaca baldıranı.

Ve kuşlara doğru
fildişi: rüzgarın tavrı.
Dağ: güneş iskeleti.

Tahta heykeller arasında
denizin yavrusu kocaman.

Kan görüyorum taş görüyorum
bütün heykeller arasında
karabasan ılık acemi
- uykusuzluğun sütlü inciri -
kovanlara sızmıyor.

Annem çok küçükken öldü
beni öp, sonra doğur beni.

Cemal SÜREYA

‘doğum günüme ithafen’

Aşka takılıp düşüyorum, düşerken yakalıyorum yırtılmaktan gelen eteğini.

Hasta Siempre Commandante-Buena Vista Social Club

(Kaynak: youtube.com)

MÜNACAAT

Bu yaşa erdirdin beni,gençtim almadın canımı
ölmedim genç olarak ,ölmedim beni leylak
büklümlerinin içten ve dışardan
sarmaladığı günlerde
bir zamandı
heves ettim gölgemi enginde yatan
o berrak sayfada gezindirsem diye
ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende.
Vakti vardıysa aşkın,onu beklemeliydi
genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için
halbuki aşk,başka ne olsundu hayatın mazereti
demedim dilimin ucuna gelen her ne ise
vay ki gençtim
ölümle paslanmış buldum sesimi.

Hata yapmak
fırsatını Adem’e veren sendin
bilmedim onun talihinden ne kadar düştü bana
gençtim ve ben neden hata payı yok diyordum hayatımda
gergin bedenim toprağa binlerce fışkını saplar idi
haykırınca çeviklik katardım gökyüzüne
bir düşü düşlere dalmaksızın kavrayarak
bulutu kapsayarak açmadan buluta içtekini
tanıdım Ademoğlu kimin nesiymiş
ter döküp soru sormak nereye sürüklermiş kişiyi.

Çeşme var,kurnası murdar
yazgım
kendi avcumda seyretmek kırgın aksimi.

Gençtim ya,ne farkeder deyip geçerdim
nehrin uğultusu da olur,dalların hışırtısı da
gözyaşı,çiğ tanesi,gizli dert veya verem
ne fark eder demişim
bilmeden farkı istemişim.
Vay beni leylak kokusundan çoban çevgenine
arastadan ırmaklara çarkettiren dargınlık!
Yola madem
çöllerdeki satrabı yalvartmak için çıkmıştım
hava bozar,yüzüm eğik giderdim yine
yaza doğru en kuduzuyla sürüngenlerin sabahlar
yola devam ederdim.

Gençtim işte şehrin o yatık raksından incinen yine bendim
gelip bana çatardı o ruh tutuşturucu yalgın
onunla ben
hep sevişecek gibi baktık birbirimize.
bir kez öpüşebilseydik dünyayı solduracaktık.

Oysa bu sürgün yeri,bu pıtraklı diyar
ne kadar korkulu yankı bulagelmiş gizlerimizde
hani yok burda yanlışı yoklayacak hiç aralık
bütün vadilere indik bir kez öpüşmek için
kalmadı hiç bir tepe çıkılmadık
eriyeydik nesteren köklerine sindiğimizce
alıcı kuş pençesiyle uçarak arınaydık
ah,bir olaydı diyorduk vakar da yoksanaydı
doğruydu böyle kan telef olmasın diye çabalamamız
ama kendi çeperlerimizi böyle kana buladık
gönendi dünya bundan istifade
dünya bayındırladı:
Bir yakış,bir yanış tasarımı beride
öte yakada bir benî adem
her gün küsülü kaldık.

Bunca yıl bu gücenik macera beni tutuklu kılan
artık bu yaşa erdirdin beni,anladım
gençken almadın canımı,bilmedim
demek gökten ağsa bile tohum yürekten düşecekmiş
çünkü hataya bağışık büyük hatadan beri nezaret yer
çiğ tanesi sanmak ne cüret,gözyaşıymış
insanın insana raptolduğu cevher.

Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi
taşınacak suyu göster,kırılacak odunu
kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin
tütmesi gereken ocak nerde?

İsmet Özel

Ellerin, ellerin ve parmakların
Bir nar çiçegini eziyor gibi…

Sezai KARAKOÇ

Biliyorsun işte bira içerken vergi vermek gücüme gidiyor arkadaş

Hem ne demeye o Güllü Agop ukalâsı otobüs paramı çekecekmiş

Ece AYHAN

Şimdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç

Turgut UYAR

Ağzımdan diyordum daha çok ağzımdan öp beni
İnsan yaşarken bilmez yaşadığını.

İlhan BERK

More Information